Kaldırım Taşları 1

Merhaba Hayırlı Pazarlar. Yeni maceralar farklı yaşantılar farklı konu serisine merhaba diyelim… Evet arkadaşlar Bu seri ile otobüs maceraları son mu acaba derseniz hayır son değil. Otobüs macerası biter mi hiç :)… Ama uzun zamandır gözlemlediğim ve bunuda yazmalıyım dediğim konu Kaldırım…. Evet herkesin hemen hemen hergün kullandığı kaldırımlarda hayat nasıl gidiyor, davranışlar nasıl, kime göre gibi konuları ele alacağım. Paylaşacağım konuları yada yaşantıları hepimiz yaşamışızdır.

Konumuza girmeden önce Necip Fazıl Kısakürekten KALDIRIMLAR şiirinide paylaşmak istedim.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; 
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; 
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; 
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor; 
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; 
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; 
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; 
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; 
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! 
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; 
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! 
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; 
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; 
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! 
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; 
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; 
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; 
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! 
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…Necip Fazıl Kısakürek

Gelelim Kaldırım konusuna; Kaldırım,
“sokak ve caddelerin iki yanında, yayaların yürümesi için yapılan, hafif yüksekçe yol, yaya kaldırımı”

Tanımını yapmak istedim. Neden mi derseniz yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yerdir. Bu kaldırımlar genişlik olarakda benzersizdirler.. Bazısı var geniş bir alandan başlayıp sona doğru yada orta kısmına doğru daralıp tekrar genişleyen, kimi kaldırım mayın tarlası gibi acaba hangi taşa bassamda altından su fışkırtmasın, kimi kaldırım var bulmaca gibi eşleştirme yapılabiliniyor gibi. 🙂 Bu kaldırımlar böyle olmasaydı kaldırım hayatında heyecan olurmuydu acaba :). Dediğim gibi kaldırımları yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yer Ama günümüzde motorlu taşıtlarda kullanıyor. encokta motorsiklet binicileri. hele hele ki herkesin rahatca alabildiği ehliyetsiz kullanabildiği elektrikli motorsikletler. Bunlar avına sinsice yaklaşan geldiğini belli etmeyen aslanlar gibi. sessiz çalışırlar geldiğini gittiğini bilemezsin. kornada çalmazlar genelde…. Korna çalma zamanları ya çarptıklarında yada önüne geçmişsindir seni geçer sana bakar korna çalar ağzım yorulmasın dediğimi kornamdan anla gibi….

Bugünde böyle bir olayla karşılaştım… 75 toplu taşımadan indim ve mesaime başlamak için yürümeyi tercih ettim. 2. aktarmaya binmedim. Benzersiz kaldırmda yürümeye başladım. Neyse kaldırım kalabalık, araçların kullandığı yolda hafta sonu olduğu için sakin. sadece ara ara toplu taşımalar dolmuşlar kullanıyor yani iki araç geçme süresi içersinde halay çekebileceğiniz bir yol sakinliği. Trafik ışıklarına geldik yayaların geçmesi için yeşil ışık yanmasını beklerken bir önümde bulunan iki gencin yanından bir mermi sesi gibi civvv diye elektrikli motor geçti. Ben geçen motora bakarken gençlerin yerden poşetlerini topladığını gördüm. Acaba yanlış yerde mi duruyoruz diye baktım ama değil biz yayalar için ayrılmış bölümdeyiz. YA bu gençlere çarpsaydı bu gençler yola savrulsaydı, araba gelip gençlere dokunsaydı.. Evet dokunsaydı diyorum daha ilerisini söylemek istemedim…. Neden bu kaldırımı kullandı acaba bu sessiz sedasız motorsikletli arkadaşımız. acaba araç yolunun sessizliğini bozmak mı istemedi. Ama bunu trafikte ses varkende yapıyorlar…. Durumundan belli acelesi vardı birşeyler yetiştirmeye çalışıyordu. Kardeşim git araç yolundan yetiştir ne yaya yolunu kullanıyon… Belanı Yayadan Bulma :)… Benden bugünlük bu kadar Aslında bu motorsikletlerle ilgili çok konu var yazılacak ama sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Kendinize iyi bakın. Hayırlı Pazarla… B.GÜNEŞ

Reklamlar

OTOBÜS maceraları 11

Merhaba Arkadaşlar gününüz huzurlu ve bereketli geçsin inş.
Bir haftaya yakın yazmıyordum işlerin yoğunluğundan dolayı… Yine buradayım ve yine maceraya devam…. yine günlük gözlemlerimle paylaşımlara devam…. Neden otobüs maceraları derseniz aynı askerlik anıları gibi otobüs yaşantısı da olmazsa olmaz dedim :).. bir çok insanla karşılaşıyoruz, birçok insan davranışlarını gözlemleyebiliyorsunuz. İnsanların sabahın ilk ışıklarıyla son ışıkları arasında başlangıç ve bitişi olarak kullandığı yer toplu taşımalar. Kimi mutlu bir şekilde uykusunu almış olarak durakta bekleyip maceraya başlıyor kimi uykusuz gözlerle esneye esneye nereye geldim dercesine durakta toplu taşıma vasıtasını bekliyor, kimi evden uzak olayım maceraya atılayım dercesine başlangıca doğru ilerlemek için bekliyor. Hepsinin Ortak gayesi yada hepimizin ortak gayesi belli start verdiğimiz sabahın ilk gününe başlamak.

Evet yine her zamanki gibi bugün yine ilk aktarma olan 75 numaralı toplu taşımaya binmek için durağa geldim ve bugün 75 numaramız tam saatinde geldi. Herkes bi birbirine baktı içinden vuuu dercesine :)…. otobüse bindik ve bir farklılık var dı yada bana öyle geldi otobüs çok sessiz ve herkes koltuklarda oturuyor… sadece ben ayakta gidiyorum tek bana yer kalmamış :). Kimi uyuyor uyurken otobüs camına kafasını yaslamış nefes alış verişi camı buğuluyor kimi kafasını yere dikmiş otobüsün sallanmasına ayak uydurarak bir rock konserinde gibi başlar sallanıyor…. bindiğim duraktan sonra ikinci durağa geldiğimizde otobüs durdu bir adet yolcuyu içeriye aldı. ama yolcu arabaya nasıl bindi bende anlamadım adım atarken bir serselendi ön kapının turnike koluna tutuldu düşmekten kurtuldu. kartını okutmak için çantasında biniş kartını aramaya başladı ama nafile bulamadı bir sonraki durağa kadar. Durağa geldiğinde otobüs bir sert frenle durdu o anda kartını bulamayan yolcu elinden kartını düşürdü. meğer kart elindeymiş 🙂 bir şey olmamış gibi kartını alıp okuttu. boş bir yer arar gibi otobüsün içinde ilerlerken ben bulamadım ama bakalım bulabilecek mi derken otobüsün ortasında bulunan ve otobüsün arka tarafına bakan koltuğa oturdu, oturur oturmaz bir ses geldi “ne yapıyorsun be”…. halinden anlaşıldığı üzere kardeşimiz uyanamamış uykulu gözlerle otobüse binme fiiliyatında bulunmuş ve aklıma o anda Mazhar Fuat Özkan’ın şarkısı geldi  UYKULU GÖZLERLE

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Yeniden başlasam bu sefer korkmadan
Koklayıp birbirimizi çöpe atmadan
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından
ALINTI. M.F.Ö

Ben buşarkıyı düşünürken. Uykulu kardeşimiz arkaya doğru ilerlerken şöforun yapmış olduğu ani fren davranışı ile tutunacak dal aradı amma velakin fakat dalı bulamadı orta kapıya yaslandı…..

Demem şu ki erken yatalım erken kalkalım uykumuzu alalım sabaha kadar çocuk mu sallıyonuz demek istiyorum ama günümüz şartlarında erken yatmak zor. Çünki çevre ve teknoloji olarak uykumuzun önüne geçen çok uyarıcı var… ….. Bugünde Maceramızın sonuna geldik. dinlediğiniz için teşekkürler umarım sıkmadım. Kendinize iyi bakın iyi davranın gülün konuşun , öncelikle Merhaba diyin. Bir sonraki macerada görüşmek Üzere esen kalın 🙂 B.Güneş

Tan Yeri Ağarırken 2

Merhabalar Hayırlı Cumalar Bugün kü maceramız sitemi takip eden takipçilerimden Saliha A. Hanımdan… Başlık olarak Tan Yeri ağarırken başlığının 2. serisi olarak kullanmak istedim. evet gelelim hikayemize, Söz Saliha Hanımda;

Selamun Aleykum.
Değerli okuyucularım.Öncelikle,geçen seferki maceramı okuyan bir yakınım,çok beğenmiş.Fakat bana bir uyarıda bulundu.Eğer imla kurallarına dikkat edersem,yazdıklarımın dahada güzel olacağını söyledi.Bu göstermiş olduğu hassasiyet için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.(Ayrıca beğendiği içinde)Ufak tefek hatalarım olursa da olacak o kadar diyelim.
Dün sabahın ilk ışıklarıyla yine düştüm.yollara.Durağa gelirken bu kez icim de korku olmadan geldim.Son günlerde sokak köpeklerini göremiyordum.Korkmadan tedirginlik hissetmeden geldim durağa.Durağa ilk gelen hat 557 nolu hat olunca ona bindim.Otobüsün icinde benimle birlikte 4 bayandık.(şoför hariç 😊).En öndeki tekli koltukta elinde baston tipinde şemsiyesiyle oturan bir teyze boş olan koltuklara bakındı.Anlaşılan koltuğumuzu beğenmedik.Şoför mahallindeki tarafta ikili koltuğu beğendi hanım teyzem hemen geçti.Neyse ki bir sıkıntı olmadan oturdu.Her duraktan çoğu öğrenci olan yolcular bindi.Bir süre sonra ineceğim durağa 2 durak kala kalktım.Arkaya ilerleyebilsem ilerleyemiyorum.Öğrenci kardeşlerimizin sırt çantalarından geçmek imkansız olsada zar zor arkaya ilerleyebildim. Burdan öğrenci kardeşlerime.Lütfen!..otobüse bindiğinizde çantalarınızı elinizde tutunuz. Onlarıda anlıyorum.Fakat sabahları yarım otobüs gün icinde büyük otobüslerin bir manken edasıyla duraklardan bomboş geçmeleri gerçekten sinir bozucu.Sabahları yoğunluğa rağmen yarım halk otobüsleri tüm insanlığa işkence olmuştur oncaa yıllar.Durağa geldim ve indim.Yokuştan aşağıya iki Gebze Harem dolmuşları yarışırcasına geliyorlar.İcinde yolcusu fazla olan dolmuş durağa ilk gelerek kazanmış olsada yarışı, kaybeden dolmuş boş koltuklarıyla biz yolcuları kazandı.Tam da önümde duran dolmuşa biniyorum.Bir hanım kızımız koltuk kapacak ya bana bir çarptı.Az kalsın dengemi kaybedecektim.Hay Allahım ya!..oturacak o kadar koltuk var dimi.Bu ne acelecilik.Neyse arka koltuğa dört bayan hint bülbülleri gibi dizildik.Hiç bir sıkıntı olmadan metro durağında indim.Yürüyen merdivenlerden aşağıya inince İstanbul kartımın boş olduğu aklıma geldi.Kart yükleme makinalarının yanına geldim.Ortadaki makinanın önü kalabalıktı.Diğerleri bomboş.Aman bu teyzelerde bir alem.Bir hamleyle diğer makinadan kartıma yüklemeyi başardım.Turnikelerden geçip metro hattına daha da aşağıya indim.Metro maceram yine bom boş koltuklarıyla bir sonraki durağa kadar vagonlarda bir baştan diğer başa yürüyenler gerçekten komikler.Durağa gelince az önce yanından geçtiği koltuğa bir hışımla oturmaları yok mu?.Gerçekten komik bir durum.Anlaşılan bu kardeşlerimiz sabah sporlarını evlerinde yürüme bandı olmadığı icin metroyu seçiyorlar.🤣
Benim yazdıklarımı sıkılmadan okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum.Bir başka günlerde buluşmak dileğiyle. Allaha emanet olun. Saliha A.

Paylaşımları için Saliha Hanıma Tesekkürler

OtobüS MaceralarI 10

Merhaba arkadaşlar hayırlı Çarşambalar; Nasılız iyiyiz inşaAllah, Bugünde yine sizlerinde karşılaştığı yada karşılaşmaya maruz kaldığını olaylardan kısa bir kesit anlatacağım. umarım sıkmıyorum sizleri 🙂

Yine her zaman ki gibi sabah evden işe gitmek için çıktım ilk aktarma durağına geldim. İlk aktarma ilk aktarma diyorsun da bu toplu taşımanın hat ismi yok mu dediğinizi duyuyor gibiyim. 🙂 ilk aktarma 75…. evet 75 le maceraya devam….. Bugünkü durum 10 durağın 6 sınde tekrarlanan bir durum.. Yani durak önünde yada durağı geçince inecek butonuna basmak yada inecek var kaptan deyip söförle diyaloğa giren yolcular…. Genelde durağa tam gelince yada durağı geçince karşımıza çıkıyor…. Yine 75 kalabalık tıklım tıklım dolu. Ben yine ara boşlukları doldurmayan kardeşlerden müsade isteye isteye en arka bölüme geçiyor ve yolculuğuma ayakta devam ediyorum. Bir durak geçtik ve sonrasındaki durakta butona basılmamasına rağmen otobüs durdu. Kimse inmedi kapılar kapandı ve aniden orta kısımdan Ben ben ben diyip biri ayağa kalktı. Dedim çekiliş mi oluyor acaba bir hışınla kafamı kaldırdım noter arıyorum çekiliş topları nerde diye bakarken ablamız sohbetin koyuluğundan butona basmayı unutmuş bu durumdan dolayı nasıl bir tepki vereceğini bilmeden piyango talihlisi gibi ben ben ben diyerek inmek istiyor. bir yandan da sohbet kahkaha ve gülmeler devam ediyor taki söförün anonsuna kadar.

söför otobüsü durdurdu anonsunu verdi “durağa gelmeden duracak butonuna basın inmek için hazırolun” diye… bunu duyan abla “durağa gelmişiz duracaksın” diyip söföre laf çaktı. (durağı geçiyoruz abla ne durması)… söför lafa bakmadı yolcu kalabalıktan ilerleyerek orta kapıdan indi. 75 tekrar yoluna devam etmeye başladı durağa yaklaştık duracak butonuna basılmamış duraktakileri otobüse aldı hareket edecekken bir pırnak duracak butonuna bastı… Şöför tekrar aynı anonsu geçti ”
“durağa gelmeden duracak butonuna basın inmek için hazırolun” diye … tekrar abimiz efendim bastım ya neden durmuyorsun diye… 🙂 bu şekilde ikinci aktarmaya kadar devam ettik. Bu durum İkinci aktarmada devam etti mi bilmiyorum bugün yürümek istedim yürüyerek işyerime geldim….. Demem şu ki hatamızı bildiğimiz halde kabullenmiyoruz… Hatasız Kul olmaz Hatamla Sev Beni 🙂 diyede diyesim geldi be…

kendinize iyi davranın selametle B. Güneş

OtobüS mACERALARı 9

Merhaba Arkadaşlar nasılız iyiyiz inşaAllah. Bugün HAfta içinin yada haftanın ilk günü Pazartesi. Çoğumuzun haftasonu tatil yapıp biraz daha dinlenelim derken hızlı bir şekilde haftasonu bitiyor… 🙂

bugünde otobüs macerasına devam…. aslında burada paylaştıklarımla çoğumuz karşılaşıyoruz. bugünde yine öyle bir durum paylaşacağım. nedir derseniz şöför dayanışması :)…. içimizden olmalı diyoruz. evet tabi ki olmalı. olmasın demedim 🙂

Bazen durağa yetişemiyoruz otobüslerle kısa mesafe maraton koşusu yapıyoruz, acaba en kısa sürede durağa hangimiz yetişecek diye. Hatta el sallıyoruz dursun bizi alsın diye ama nafile almıyorlar, alanlarda durakta binsene kardeşim ne durduruyon deyip fırçayı basıyor, Taki yerine oturup gözden uzaklaşana kadar……Aslında duran sensin , durağa yetişemeyen belki durur yardım eder diye el sallamış :)…. bunlar olurken yolun ilerisinde araç duruyor bakıyoruz etrafımıza ama durak yok söfor ön kapıyı acıyor şöforun aynısı gibi bir insan otobüse biniyor kart okutmuyor ön kapı kapanıyor başlıyorlar sohbete. Ne yaptın, Ne ettin nörüyon sen nörüyon diye diye giderken otobüs yine durak olmayan yerde duruyor ve ön kapıdan binen arkadaşı indiriyor. . Şöforun üst tarafında yazıyor Şöforle konuşmak yasaktır. ama ama ama….. 🙂 bu dayanışma yanlış üstüne yanlışları getiriyor. Olan durağa 10 metre kala el sallayıp şöforden azar işiten yolcuya oluyor. Hayırlısı diyelim. Gerçekten iletişim ve eğitim şart…. Beni dinlediğiniz için teşekkürler kendinize iyi bakın. B.GÜNEŞ

Tan Yeri Ağarırken

Merhabalar Hayırlı Haftasonları Bugün kü maceramız sitemi takip eden takipçilerimden Saliha A. Hanımdan… Başlık olarak Tan Yeri ağarırken başlığını kullanmak istedim. Çünkü bu saatlerde çok sayıda çalışan kesim ekmeği için yollara çıkıyorlar ve geç saatlerde evlerine dönüyorlar. evet gelelim hikayemize;

Hayırlı pazarlar
Ben haftanın üç günü çalışan biri olarak size yazıyorum.fırsatım olmadığı için zamanında yazmaya, o nedenle gecikmeli tarifeli hizmetten yararlanıyorum.
Neyse… Benim maceram sabahın ilk ışıklarıyla başlar.saat 7: 30 da hava biraz akşam üzerini anımsatır.evden durağa yürümek benim için ürkütücü.neden mi?..sokak köpekleri.aslında severim tüm canlıları. “YARATILANI SEV,YARATANDAN DOLAYI.”
Bu sözün üstüne söz yoktur.
Köpeklerin biri havladı mı? Hepsi birden koştukları için. birde hepsinin sizi kovaladığını.başımdan da böyle bir olay geçince korkmamak mümkün mü? 7-8 tane sokak köpeği bundan 1 ay önce tam sitenin kapısından çıkınca bir tanesi beni farketti. havlayarak bana doğru koşunca diğerleri de onun peşinden hemen kapı kilidi bozuk sitenin demir kapısını itip içeriye girdim.o gün beni bozuk kilit kurtarmıştı.işte değerli okuyucular bu nedenden dolayı durağa tedirgin giderim.
Ben 8 şubat cuma günü sabahın ilk ışıklarıyla tedirgin ,hızlı adımlarla durağa geldim.o gün 558 hat nolu otobüse gebze harem dolmuş durağına gitmek icin bindim.şoför asabi bir tip.bir kaç durak sonra iki yolcu inecek.biri kalktı diğeri bayan olan kucağında kocaman koli olduğundan arkaya doğru gidemedi otobüs durunca kalkmıştı kii!..söför gaza basarak otobüs hareket etti.kadın inecek var diye seslendi.şöför durdu tabii ki söylenerek.şimdi burda haksız olan kim?.her ikiside haklı ama.şoföründe küfredercesine inen kadının pesinden sayması doğru mu??????
Birkaç durak sonra bir bayan inmek icin düğmeye bastı ineceği durağı pas geçen şoföre kadın durağı geçtiğini durmadı icin rica etti.şoförse orda durak yoktu diye inatlaştı.kadını bayağı aşağıda indirmek icin durdu.durana kadarda tartışmalar devam etti.oysa ki orda durak vardı.kadın sinirlendi. hergün inip bindiğini
söyleyerek indi.kadın inerkende şoföre “orda durak vardı geri z…….. ‘ deyince soförde ağzı alınmayacak küfürler yağdırdı.yolculardan biri şöförü kızgınlıkla uyarsa da devam etti küfürüne. hem suçlu hem güçlü.böyle bir durumu cok yaşarız günlük yaşamımızda.gerçekten üzücü bir durum.dilinize küfür yerine HASBİNALLAH VENİMEM VEKİL sözünü telkin etseniz. belli ki şöför BESMELESİZ işine başlamış.güzergahını yanlış yerden gidince bir bayan en sonunda şoföre söylendi.”şoför bey! Yanlıs yerden gidiyorsunuz.yeter artık bindiğimizden beri sizin bu davranışınızdan
rahatsız olduk.hem o bayana o kadar küfür ettiniz peşinden.boş yere orda durak yok diyordunuz ya! Orda durak vardı kardesim ben de oraya yakın oturuyorum. terbiyesizleşmeyin artık” diye sözünü bitirdi.şoförde birsey diyemedi.diyeceğim o ki! Herkes herkese muhtaç.sen küfür ettiğin yolcuya muhtaçsın.yolcuda sana. bu neyin öfkesi ? Değer mi kardeşim şu üç günlük dünyada dilini kirletmeye.kirli dilinden o pis lafları sayarken otobüsün dikiz aynasına bak.onca okul öğrencileri hayatlarının baharında.yeter artık yazık acınacak hale gelmeyin.gençlerimize küfürü değil. Allah’ın selamını öğretelim.lütfen!!!!
Çok şükür ineceğim durağa geldim.ilk gelen dolmuşa bindim.arka basamağa çıktım.şoförler biraz daha yolcu konserve yapacakları icin her zaman ” arka basamağa ilerliyelim. kapı ağzında durmayalım” diye söylenmeden geçtim arka basamağa.aslında benim içinde iyi oluyor.Neden mi? Arkadaki inenlerin yerine hemen oturma şansım cok yüksek olduğu için.😁
Bugünde şanslıydım.çok sükür biri kalktı ben oturdum.basamakta duran oturur kardeşim.der gibi bana bakana bakış atarım.dolmuş şoförün elinde telefon (yasaklar çiğnenmek icindir), onu sollayan diğer dolmuş şoförüne sinirlenip kızdığını belirten sözler.aman efendim ” sen beni neden solladında durağa girdin yolcuyu kaptın “….ay içimden de gülüyorum.hay Allah!!.ne değerliyiz dolmuşçular icin diye.insan değerlidir her zaman.ama para kazanacağiz diyede içine aldığın insanlarında sollayıp benim alacağım yolcuyu nasıl alırsın diyerek,öfkeyle araba kullanamazsınız. hayatlarını hiçe sayamazsınız kardeşim.
Çok şükür kazasız tavşantepe metro istasyonuna geldim.
Metroya inmek icin yürüyen merdivenlerle taaa yerin kaç metre derinliğine indim.metro geldi.kapılar açıldı.bomboş koltuklar.yerini beğenmeyip diğer vagonlara yürüyenler.tam beğenip oturdular derken kalkıp başka tarafa oturanlar. baska istasyona gelene kadar hep böyle devam ederken birden kapılar açılıp yolcular binince bitiyor.çünkü beğenmediğin yerler doluyor.ayakta kalabiliyorsun. Demekki!! Napıcakmışız? Boş bulduğun yere oturacaksın.yerin kac kat altında camdan nereyi izleyeceksiniz kardeşim.🤣
Metroda yer bulamayan gençler yere bağdaş kurup oturur.oturdukları yerde uyuyarak giderler.genelde herkesin elinde kitap.ayakta duranlar bile kitaplarını okumaktan vazgeçmezler.
Genelde gençler oturuyor yaşlılar hep ayakta.bunu her yerde, günlük yaşamımızda yaşıyoruz.Ey genclik nereye gidiyoruz?..sizlerde yaşlacaksınız birgün. bunu unutmayalım lütfen! ..ineceğim istasyona geldim.insanlarda bir koşuşturmaca.asansöre yetişip herkesten önce yukarıya çıkma yarışı.asansör olmuş iett otobüsü.hey Allahım yaaa!…koşanlarda gençlerimiz.bu asansör kimin icin yapıldı kardeşim.yaşlılar yürüyen merdivenlerde.gençler asansörde.
Yürüyen merdivenlerde bir kuyruk hiç sormayın.yürümekten aciz bir toplum oldukta ondan.yürüyen merdivenin basamaklarına bir bir sıralanmak için bu kuyruk.yürümekten acizlere not bile var.SAĞ TARAFTA DURUN.yürümeyi benim gibi sevenler yürüyen merdivenin sol tarafından ilerleyerek çıkışa geldik.asansör icin koşturanlardan önce çıkışa yürüyen merdivenlerin sol tarafını kullanan bizler geldik.olleeeey biz kazandık.benim maceramı okuduğunuz icin teşekkürler.baska bir günde buluşmak dileğiyle.pazar gününüze renk kattıysam ne mutlu bana. Rabbim yar ve yardımcımız olsun hayatın koşturmasında.
Selam.merhaba.güle güle hepinize.😊… Saliha A.

Saliha Hanıma Paylaşımları için teşekkürler. Rabbim işlerinizde kolaylık versin.

oToBüS MaCeRaLaRı 8

Hayırlı Cumartesiler Gününüz Aydın OLsun

Maceraya Devam……

Benim çalışma günü olarak haftasonu hafta içi gibi bir ayrımım olmadığı için bugünde işe gitmek için evden çıktım ve ilk aktarma toplu taşıma durağına gittim. Bugün toplu taşımamız bizi bekletmedi zamanında geldi durağa…. KArtları okuttuk otobüs fazla kalablık değil ve çok sessizdi…. yine otobüsün arka tarafına geçtim filim karesini izler gibi otobüstekileri izledim. herkesin kafaları aşağıda teknolojiyi en son safhasına kadar kullanıyorlar yada kullanmaya çalışıyorlar yada zannediyorlar yada kullanmıyorlar gibi bişey arasındalar… otobüs duraktan durağa geçiyor binen var inen yok hiç kimsenin duraktan durağa geldiğinden haberi yok başlar aşağıda…… böyle sessiz sedası ikinci aktarmaya kadar geldik. ikinci aktarma durağında benden önce gelmiş bir amca 50-55 yaşlarında onun arkasında ben , diğerleride durağa yığıldı. Otobüs durağa geldi ön kapıyı açtı ilk binen amca oldu biner binmez kartını okutmadan şöyle bir otobüsün içine baktı kimse yok in cin top koşturuyor. Amcada Mutlu bir bakış otobüs benim dercesine kartını okuttu ilerlemeye başladı. Ardından bende okuttum amcanın ilerlemesini bekliyorum… O nasıl bir sevinme, nasıl bir sahiplenme anlam koymak imkansız ve bu duygularla 55 lik amcamıztüm koltuklara bakarak seyrederek yavaş yavaş ilerliyor. Bu yavaş ilerleme aklıma Ahmet Haşim’in Merdiven şiirini getirdi.

ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

sular sarardı yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Ben bu şiiri düşünürken 55 lik amcamız otobüsün ortasına geldi bir koltuğa oturdu ama beğenmedi sanırım.. oturması ile kalkması bir oldu o anda bir çarpışmaya mahal verecekti ki ben durmasam. bu çarpışma durumunun yaşanmasından sonra saniyelik arka tarafa baktığımda otobüs akın akın doluyor arkamız kuyruk olmuş amcamızı bekliyoruz. neyse tekrar yavas adımlarla koltukları seçe sece otobüsün körük kısmında bulunan en arka koltuğa geçti. Mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu .. Acaba daha öncesinden otobüse nasıl biniyordu hep ayakta mı kaldı dolu otobüsemi denk geldi. ondan mıdır bu mutluluk bilinmez ama….. Be amca otobüs boş, koltuklar aynı birine otur ki arkadan gelenlerde bir yerlere otursun…. Ama amcamız en sonda bulunan koltuğu beğenmişki oraya oturdu sonrası bir durak sonra indi kat edilen yol 750 metre…. Amcamıza Rabbim sağlıklı uzun ömür versin ama bu kısa mesafeli yerde otobüs değilde yürüyerek gitse daha sağlıklı olacak. Maceramız bugünlük bu kadar. Allah’a emanet .