KALDIRIM TAŞLARI 4

Merhaba Arkadaşlar; Çarşamba gününüz güzel geçmesi dileği ile… Bugün Kaldırım hayatımızdan yaşanmış birebir karşılaştığım hemen hemen sizlerinde karşılaştığı bir olayı paylaşmak istedim. Biliyorsunuz ki mecburi kalmadığım sürece 2 aktarma olan 63 numaralı toplu taşıma aracına binmiyorum ve 75 numaradan aktarma yerine geldiğimde yürüyorum. Hem çevreyi hem insanları gözlemle açısından hemde gün boyu hareketsiz çalışma ortamının hareketsizlik halini bir nebze olsun yürüyerek atmak için birebir yürümek iyi geliyor. Tavsiye ediyorum en önemlisi sağlık için yürüyelim :).

Evvet gelelim Kaldırım Serüvenine, start vereceğimiz o ilk adımdan son adıma kadar geçen filim karesine. Önce ki serilerimde dediğim gibi ikinci aktarmaya geldiğimizde otobüsten indiğimizde herkes bir yarışın içindeymiş gibi yada kaldırım yürüyüşüne ilk ben basmalıyım startını verircesine koşar adımlarla o ilk adımı atmaya, heyecanla postacı yürüyüşü edasıyla gidiyoruz. ilk adımı atan sonrasında görevini tamamlamışcasına o heyecanlı yürüyüşünün yerini yavaş adımlar alıyor. O ilk adımı atmak önemli aynı askerlik şubesine yoklama için gidildiğinde ilk adımı attığımızdaki heyecan gibi, hayata heyecanlı ve sancılı bir mutlulukla geldiğimiz gibi. iki hayatı bir ömür boyu paylaşmak ve hayatın o ince çizgisinde beraber yürümek için nikah masasında nikah memurunun sorusuna evet demeyi bekleyip imza atmak gibi, yani o ilk adımlar önemli sonrası zaten geliyor… Demem şu ki öyle yada böyle o adımı atıyoruz işte :). Ama tabi bu farklı biraz, çünkü hergün sabah o kaldırımın startına gelmek için otobüsten iner inmez koşar adımlarla basıyoruz. Ve kaldırım taşları hayatı, kimi kısa kimi uzun başlamış oluyor.

Bu hayat; Kaldırım Taşları, Herkesce tüm canlılarca hatta kaldırımlardan geçmesi yasak olmasına rağmen dolaşan motorsikletlerin bile ortak kullanım alanı… ama bu ortak kullanım alanlarını çevremizdekileri dikkat etmeden onların kişişel alanlarını ihlal ederek yada ortak alanlarını kendimizce kullanarak kaldırım taşlarında geziniyoruz.. Nedir nedir bu olay dediğinizi duyar gibiyim yada öyle sanıp konuya giriyorum 🙂

Bugünde öyle bir ortak kullanım alanı ihlali ile karşılaştım. Bugüne özel mi Hayır hergün sıklıkla karşılaştığım bir olay bugün kü olay okadar bariz di ki kendimi Bir NBA basket maçında 3 lük smaç atan Michael Jordan ı izliyor zannettim ama değildi. Evet Basket Smaçı…. Ne oldu derseniz önümüzde yürüyen gurup hem kaldırımı bütünü ile işgal edercesine yürüyorlar, geçenlere geçiş üstünlüğü sağlamıyorlar, hemde yüksek sesle argo kelimeler dahil olmak kaydı ile konuşuyorlar ve bu şekilde yürürken halay başı olarak tabir edebileceğimiz arkadaş bir anda yüksek gülme ses efekleriyle önce ellerini havaya kaldırarak bir basket botasına top atarcasına havaya zıplayıp yanından geçen başka birine çarpıp adamı yola doğru savrulmasına neden oluyor… Bu da yetmez miş gibi adama, doğru yürüsene ne yapıyorsun arkamda deyip adamı suçlarcasına kahkalar eşliğinde ordan ayrılıyorlar ve davranışlarına devam ediyorlar…. Be kardeşim adama sen çarpıyorsun Buna Zeytinyağı Gibi Su Üstüne Çıkmak denir…

Hakikaten nereye gidiyoruz, karşılıklı olarak neden duyarsısız. Bunun sebebi GDO lu ürünler mi yoksa gelişen GDO lu teknolojik değişim mi yada hayata bakamıyormuyuz. Gerisini size bırakıyorum. Benden Bu kadar aslında yazılacak çok şey var ama….! Kendinize iyi bakın

Reklamlar

BUS ADVENTURES 12


Hello friends, have a good monday. I hope the first day of the week will be good. Along the days we took a breath for the bus adventures. Also today, i thought that i should share the evidence i experienced. the comments are yours. You know that starting the monday with a syndrome again and again every week may makes most of us feel bad and low our mood. some goes to school, some take their children to the school, some start to work to gain the money, some watch the people starting the first day of the week on having breakfast on their balcony. today, we also start a day like that. If you ask me how, for me, everyday is the same. because no weekend. oooow 7 days are the on weekdays . its awesome. nevermind, I arrived to the transit station to go to my work. people are like a zombie, bleary-eyed. the number 75 is seen on the horizon with this zombie waiting, wiggly. number 75 is coming as if it doesnt want to start the monday.the race of gettin on the bus as first is becoming intense on mondays. thinking that if we find an empty place, we can sleep. generally it’s impossible but today there was a place for 2 and the first arriving gained. I passed to the back and standing again. the vehicle moved from the station. we were going with the number 75 unwillingly and with a syndrome. but there was a person that very different from the others. as if in a room, he, his phone and earphones. as if this brother isolated himself from the bus, and the passengers but this isolation makes everybody look at him like “yes this boy is here, today is monday ” why this boy like that? I wonder if he had any obstacle. or may he be misunderstand the way “start the day with a smile”. It is unknown but this boy was laugh loudly like a car horn:D 😀 what is he watchin on his phone in the morning… as if saying that the person at the back hear me…the older person next to him “your sleeping in your home is enough, wake up”…he make the inside of the bus fullfill with his laughing loudly and make everybody looked at him. this laughing passed until 2nd station to the last. what i mean that, well done brother! you take the unstarted work tiredness away for everybody. and im saying that monday,hello welcome!I want allowance from you. take care of yourself. have a nice week.

TRANSLATION-English teacher-Aslı Cimitoğlu

Kaldırım Taşları 1

Merhaba Hayırlı Pazarlar. Yeni maceralar farklı yaşantılar farklı konu serisine merhaba diyelim… Evet arkadaşlar Bu seri ile otobüs maceraları son mu acaba derseniz hayır son değil. Otobüs macerası biter mi hiç :)… Ama uzun zamandır gözlemlediğim ve bunuda yazmalıyım dediğim konu Kaldırım…. Evet herkesin hemen hemen hergün kullandığı kaldırımlarda hayat nasıl gidiyor, davranışlar nasıl, kime göre gibi konuları ele alacağım. Paylaşacağım konuları yada yaşantıları hepimiz yaşamışızdır.

Konumuza girmeden önce Necip Fazıl Kısakürekten KALDIRIMLAR şiirinide paylaşmak istedim.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; 
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; 
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; 
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor; 
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; 
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; 
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; 
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; 
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! 
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; 
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! 
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; 
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; 
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! 
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; 
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; 
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; 
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! 
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…Necip Fazıl Kısakürek

Gelelim Kaldırım konusuna; Kaldırım,
“sokak ve caddelerin iki yanında, yayaların yürümesi için yapılan, hafif yüksekçe yol, yaya kaldırımı”

Tanımını yapmak istedim. Neden mi derseniz yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yerdir. Bu kaldırımlar genişlik olarakda benzersizdirler.. Bazısı var geniş bir alandan başlayıp sona doğru yada orta kısmına doğru daralıp tekrar genişleyen, kimi kaldırım mayın tarlası gibi acaba hangi taşa bassamda altından su fışkırtmasın, kimi kaldırım var bulmaca gibi eşleştirme yapılabiliniyor gibi. 🙂 Bu kaldırımlar böyle olmasaydı kaldırım hayatında heyecan olurmuydu acaba :). Dediğim gibi kaldırımları yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yer Ama günümüzde motorlu taşıtlarda kullanıyor. encokta motorsiklet binicileri. hele hele ki herkesin rahatca alabildiği ehliyetsiz kullanabildiği elektrikli motorsikletler. Bunlar avına sinsice yaklaşan geldiğini belli etmeyen aslanlar gibi. sessiz çalışırlar geldiğini gittiğini bilemezsin. kornada çalmazlar genelde…. Korna çalma zamanları ya çarptıklarında yada önüne geçmişsindir seni geçer sana bakar korna çalar ağzım yorulmasın dediğimi kornamdan anla gibi….

Bugünde böyle bir olayla karşılaştım… 75 toplu taşımadan indim ve mesaime başlamak için yürümeyi tercih ettim. 2. aktarmaya binmedim. Benzersiz kaldırmda yürümeye başladım. Neyse kaldırım kalabalık, araçların kullandığı yolda hafta sonu olduğu için sakin. sadece ara ara toplu taşımalar dolmuşlar kullanıyor yani iki araç geçme süresi içersinde halay çekebileceğiniz bir yol sakinliği. Trafik ışıklarına geldik yayaların geçmesi için yeşil ışık yanmasını beklerken bir önümde bulunan iki gencin yanından bir mermi sesi gibi civvv diye elektrikli motor geçti. Ben geçen motora bakarken gençlerin yerden poşetlerini topladığını gördüm. Acaba yanlış yerde mi duruyoruz diye baktım ama değil biz yayalar için ayrılmış bölümdeyiz. YA bu gençlere çarpsaydı bu gençler yola savrulsaydı, araba gelip gençlere dokunsaydı.. Evet dokunsaydı diyorum daha ilerisini söylemek istemedim…. Neden bu kaldırımı kullandı acaba bu sessiz sedasız motorsikletli arkadaşımız. acaba araç yolunun sessizliğini bozmak mı istemedi. Ama bunu trafikte ses varkende yapıyorlar…. Durumundan belli acelesi vardı birşeyler yetiştirmeye çalışıyordu. Kardeşim git araç yolundan yetiştir ne yaya yolunu kullanıyon… Belanı Yayadan Bulma :)… Benden bugünlük bu kadar Aslında bu motorsikletlerle ilgili çok konu var yazılacak ama sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Kendinize iyi bakın. Hayırlı Pazarla… B.GÜNEŞ

OtobüS mACERALARı 9

Merhaba Arkadaşlar nasılız iyiyiz inşaAllah. Bugün HAfta içinin yada haftanın ilk günü Pazartesi. Çoğumuzun haftasonu tatil yapıp biraz daha dinlenelim derken hızlı bir şekilde haftasonu bitiyor… 🙂

bugünde otobüs macerasına devam…. aslında burada paylaştıklarımla çoğumuz karşılaşıyoruz. bugünde yine öyle bir durum paylaşacağım. nedir derseniz şöför dayanışması :)…. içimizden olmalı diyoruz. evet tabi ki olmalı. olmasın demedim 🙂

Bazen durağa yetişemiyoruz otobüslerle kısa mesafe maraton koşusu yapıyoruz, acaba en kısa sürede durağa hangimiz yetişecek diye. Hatta el sallıyoruz dursun bizi alsın diye ama nafile almıyorlar, alanlarda durakta binsene kardeşim ne durduruyon deyip fırçayı basıyor, Taki yerine oturup gözden uzaklaşana kadar……Aslında duran sensin , durağa yetişemeyen belki durur yardım eder diye el sallamış :)…. bunlar olurken yolun ilerisinde araç duruyor bakıyoruz etrafımıza ama durak yok söfor ön kapıyı acıyor şöforun aynısı gibi bir insan otobüse biniyor kart okutmuyor ön kapı kapanıyor başlıyorlar sohbete. Ne yaptın, Ne ettin nörüyon sen nörüyon diye diye giderken otobüs yine durak olmayan yerde duruyor ve ön kapıdan binen arkadaşı indiriyor. . Şöforun üst tarafında yazıyor Şöforle konuşmak yasaktır. ama ama ama….. 🙂 bu dayanışma yanlış üstüne yanlışları getiriyor. Olan durağa 10 metre kala el sallayıp şöforden azar işiten yolcuya oluyor. Hayırlısı diyelim. Gerçekten iletişim ve eğitim şart…. Beni dinlediğiniz için teşekkürler kendinize iyi bakın. B.GÜNEŞ

oToBüS MaCeRaLaRı 8

Hayırlı Cumartesiler Gününüz Aydın OLsun

Maceraya Devam……

Benim çalışma günü olarak haftasonu hafta içi gibi bir ayrımım olmadığı için bugünde işe gitmek için evden çıktım ve ilk aktarma toplu taşıma durağına gittim. Bugün toplu taşımamız bizi bekletmedi zamanında geldi durağa…. KArtları okuttuk otobüs fazla kalablık değil ve çok sessizdi…. yine otobüsün arka tarafına geçtim filim karesini izler gibi otobüstekileri izledim. herkesin kafaları aşağıda teknolojiyi en son safhasına kadar kullanıyorlar yada kullanmaya çalışıyorlar yada zannediyorlar yada kullanmıyorlar gibi bişey arasındalar… otobüs duraktan durağa geçiyor binen var inen yok hiç kimsenin duraktan durağa geldiğinden haberi yok başlar aşağıda…… böyle sessiz sedası ikinci aktarmaya kadar geldik. ikinci aktarma durağında benden önce gelmiş bir amca 50-55 yaşlarında onun arkasında ben , diğerleride durağa yığıldı. Otobüs durağa geldi ön kapıyı açtı ilk binen amca oldu biner binmez kartını okutmadan şöyle bir otobüsün içine baktı kimse yok in cin top koşturuyor. Amcada Mutlu bir bakış otobüs benim dercesine kartını okuttu ilerlemeye başladı. Ardından bende okuttum amcanın ilerlemesini bekliyorum… O nasıl bir sevinme, nasıl bir sahiplenme anlam koymak imkansız ve bu duygularla 55 lik amcamıztüm koltuklara bakarak seyrederek yavaş yavaş ilerliyor. Bu yavaş ilerleme aklıma Ahmet Haşim’in Merdiven şiirini getirdi.

ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

sular sarardı yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Ben bu şiiri düşünürken 55 lik amcamız otobüsün ortasına geldi bir koltuğa oturdu ama beğenmedi sanırım.. oturması ile kalkması bir oldu o anda bir çarpışmaya mahal verecekti ki ben durmasam. bu çarpışma durumunun yaşanmasından sonra saniyelik arka tarafa baktığımda otobüs akın akın doluyor arkamız kuyruk olmuş amcamızı bekliyoruz. neyse tekrar yavas adımlarla koltukları seçe sece otobüsün körük kısmında bulunan en arka koltuğa geçti. Mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu .. Acaba daha öncesinden otobüse nasıl biniyordu hep ayakta mı kaldı dolu otobüsemi denk geldi. ondan mıdır bu mutluluk bilinmez ama….. Be amca otobüs boş, koltuklar aynı birine otur ki arkadan gelenlerde bir yerlere otursun…. Ama amcamız en sonda bulunan koltuğu beğenmişki oraya oturdu sonrası bir durak sonra indi kat edilen yol 750 metre…. Amcamıza Rabbim sağlıklı uzun ömür versin ama bu kısa mesafeli yerde otobüs değilde yürüyerek gitse daha sağlıklı olacak. Maceramız bugünlük bu kadar. Allah’a emanet .