kAlDıRıM tAşLaRı 2

Merhaba dostlar, arkadaşlar. Haftanın ilk günü pazartesi sana da merhaba… Haftanın ilk günü Güzel geçmesi dileğiyle Kaldırımda yürümeye devam ediyoruz…. Evet dostlar bir çok insanı üzerinde gezdiren birçok olaya konuya şahit olan kaldırımlar. Yaya ulaşımı için en önemli araç diyebiliriz. Neden mi? düşünsenize kaldırım yok sadece motorlu taşıtların kullandığı bir yol. motorlu taşıtı olmayan canlılar nerden geçecek. Evlerine belki hapsolacaklar. Önemi büyük…

Bugünde ilk aktarma olan 75 numaralı toplu taşımaya binip 2. aktarma durağında indim. dünde olduğu gibi bugünde yürümeyi tercih ettim. Haftanın ilk günü olması münasebetiyle hem kaldırımlar hem yollar kalabalık. Yine Mobiletler motosikletler yayaların kullandığı kaldırımlarda hatta park gezi yerlerinde cirit atıyorlar. Ne kadar yazılsa da ne kadar çizilse de ne kadar cezalar uygulansa da devam edecek gibi. Hayırlısı bakalım..

Neyse gelelim konumuza; 2. aktarma durağından iş yerime doğru yürümek için ilk kaldırım noktasına yada start diyelim start noktasına geldim. Neden start dedim derseniz etrafıma baktığımda insanlar toplu taşımadan iner inmez bir telaş bir yetişme arzusu ile koşarcasına bir maraton yarışındaymışcasına hızlı adımlarla ilk Kaldırıma ben basacam heyecanı ile hareket içindeler. Bende ayak uydurup hızlı bir hareketle start noktasına ilk adımımı attım ve bu adımla artık kaldırım serüvenine katıldım. Start noktasından sonra yarış bitiyor yavaş adımla giden mi desen hızlı adımla giden mi desen sabahın ilk ışıklarıyla sohbet ede ede giden mi desen mendil satan mobiletini süren karşıdan sana doğru gelip yol vermeyen mi desen her tür yaşam tarzını gözlemleyebiliyorsunuz. .. Ama ama ama Hiç gözlemlemek istemediğiniz olaylar yada canlılarda olabiliyor…

Evet zorunlu maruz kaldığımız bir davranış… Düşünsenize güne başlamışsınız uykulu yada dinç fark etmez, kaldırımda sabahın ilk ışıklarında adımlarınızı atıyorsunuz. Karşıdan bir canlı geliyor size bakıyor ve o esnada aklına ne geldi acaba bilinmez ama benim aklıma Recep İvedik serisinde bir kare geldi. Bir yogo eğitmeni yada plates eğitmeni sanırım kursiyerlere “ içinizdeki kötülüğü salın doğaya” dediğinde Recep İvediğin doğal ve kalabalık ortamda herkesce hoş bakılmayan bir davranış sergilemişti… Acaba diyorum karşıdan gelen kişide bu kareyi düşünerek içinde ne varsa bunu sergilemek mi istedi….. 😦 evet karşıdan gelen ne yaptı diye soruyorsunuz sorularını duyar gibiyim.

O güzelim kaldırım taşları bu davranışa da şahit oluyor her gün her saat belkide her dk…. Bu davranış——-Kaldırım taşının ortasına TÜKÜRMEK—– evet TÜKÜRMEKten bahsediyorum karşınızdan geliyor size bakıyor ve umursamazcasına tüm herşeyi içine çekip dur yapma etme eyleme yapma demeye fırsat olmadan güzelim kaldırım taşlarına size baka baka sümkürüyor tükürüyor fırlatıyor… Sabahın ilk ışıklarında bununla maruz kalanın ne uykusu kalır ne de dinçliği kalır. Nede sağlığı kalır. Orada gün boyu kalacak ve geçen herkes ona maruz kalacak.

Yav kardeşim yanında mendil taşı, su iç birşey yap yada çok zor durumdasın kimsenin görmediği yerde yap… Bir hafta boyunca belkide hayatınız boyunca unutamayacağımız bir sendroma sebep olacak. Eğitim şart ortak kullanım alanlarının şartlarına göre kullanılmalı kendimizi değil karşımızdakini düşünerek kullanılmalı.. yazık değil mi o kaldırım taşına ne suçu var, insan suratına tükürür gibi içini boşaltıyon… Daha fazla yazmak istemiyorum ve burda bu olayı bitirmek istiyorum.

Kendinize iyi bakın Güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile Sizleri Aydın SevgiKaldırım Taşları şiiri ile başbaşa bırakıyorum.

KALDIRIM TAŞLARI

Mazinin tarihi saklı..
hergün basıp geçtiğin kaldırım taşlarında.
dilleri olsa da konuşsalar,
kimbilir neler anlatacaklar……? 
ne paşalar geçti üzerlerinden,
kaç çocuk misket yuvarladı
kaldırım taşlarının oluklarından…
uzaklardan gelen,
kimi hırçın,kimi durgun,
kaç rüzgar……? 
kimbilir ne haberler verdi onlara..
bulutlar,damla olup düştüler,
kaldırım taşlarının üzerlerine…
öpüştüler doyasıya….saatlerce..
belki de güneşe hapsoldu çoğu.

doyamadan kaldırım taşlarına…
kaç devir geçti üzerlerinden.
kimi ezildi,kimi eğildi ama,
hiç alınmadılar…
onlar çok şey yaşadılar.
bir dinlesen onları,
kimbilir neler anlatacaklar.
onlarda gülümser,
tüm çirkinliklerin altında,
kirli ellerin koparttığı bahar kokan güller gibi…
lanetli bakışların altında,
tükürülüp çiğnenmeye aldırmazlar.
o kadar çok ezildiler,
o kadar çok kaldırıldılar ki sıcak yataklarından,
alıştılar artık…

Alışamadıkları tek şey,
belkide hatırlarının birgün olup sorulmamasıdır.
Kimbilir…….?


Alıntı-AYDIN SEVGİ


Kaldırım Taşları 1

Merhaba Hayırlı Pazarlar. Yeni maceralar farklı yaşantılar farklı konu serisine merhaba diyelim… Evet arkadaşlar Bu seri ile otobüs maceraları son mu acaba derseniz hayır son değil. Otobüs macerası biter mi hiç :)… Ama uzun zamandır gözlemlediğim ve bunuda yazmalıyım dediğim konu Kaldırım…. Evet herkesin hemen hemen hergün kullandığı kaldırımlarda hayat nasıl gidiyor, davranışlar nasıl, kime göre gibi konuları ele alacağım. Paylaşacağım konuları yada yaşantıları hepimiz yaşamışızdır.

Konumuza girmeden önce Necip Fazıl Kısakürekten KALDIRIMLAR şiirinide paylaşmak istedim.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; 
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; 
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; 
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor; 
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; 
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; 
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; 
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; 
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! 
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; 
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! 
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; 
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; 
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! 
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; 
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; 
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; 
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! 
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…Necip Fazıl Kısakürek

Gelelim Kaldırım konusuna; Kaldırım,
“sokak ve caddelerin iki yanında, yayaların yürümesi için yapılan, hafif yüksekçe yol, yaya kaldırımı”

Tanımını yapmak istedim. Neden mi derseniz yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yerdir. Bu kaldırımlar genişlik olarakda benzersizdirler.. Bazısı var geniş bir alandan başlayıp sona doğru yada orta kısmına doğru daralıp tekrar genişleyen, kimi kaldırım mayın tarlası gibi acaba hangi taşa bassamda altından su fışkırtmasın, kimi kaldırım var bulmaca gibi eşleştirme yapılabiliniyor gibi. 🙂 Bu kaldırımlar böyle olmasaydı kaldırım hayatında heyecan olurmuydu acaba :). Dediğim gibi kaldırımları yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yer Ama günümüzde motorlu taşıtlarda kullanıyor. encokta motorsiklet binicileri. hele hele ki herkesin rahatca alabildiği ehliyetsiz kullanabildiği elektrikli motorsikletler. Bunlar avına sinsice yaklaşan geldiğini belli etmeyen aslanlar gibi. sessiz çalışırlar geldiğini gittiğini bilemezsin. kornada çalmazlar genelde…. Korna çalma zamanları ya çarptıklarında yada önüne geçmişsindir seni geçer sana bakar korna çalar ağzım yorulmasın dediğimi kornamdan anla gibi….

Bugünde böyle bir olayla karşılaştım… 75 toplu taşımadan indim ve mesaime başlamak için yürümeyi tercih ettim. 2. aktarmaya binmedim. Benzersiz kaldırmda yürümeye başladım. Neyse kaldırım kalabalık, araçların kullandığı yolda hafta sonu olduğu için sakin. sadece ara ara toplu taşımalar dolmuşlar kullanıyor yani iki araç geçme süresi içersinde halay çekebileceğiniz bir yol sakinliği. Trafik ışıklarına geldik yayaların geçmesi için yeşil ışık yanmasını beklerken bir önümde bulunan iki gencin yanından bir mermi sesi gibi civvv diye elektrikli motor geçti. Ben geçen motora bakarken gençlerin yerden poşetlerini topladığını gördüm. Acaba yanlış yerde mi duruyoruz diye baktım ama değil biz yayalar için ayrılmış bölümdeyiz. YA bu gençlere çarpsaydı bu gençler yola savrulsaydı, araba gelip gençlere dokunsaydı.. Evet dokunsaydı diyorum daha ilerisini söylemek istemedim…. Neden bu kaldırımı kullandı acaba bu sessiz sedasız motorsikletli arkadaşımız. acaba araç yolunun sessizliğini bozmak mı istemedi. Ama bunu trafikte ses varkende yapıyorlar…. Durumundan belli acelesi vardı birşeyler yetiştirmeye çalışıyordu. Kardeşim git araç yolundan yetiştir ne yaya yolunu kullanıyon… Belanı Yayadan Bulma :)… Benden bugünlük bu kadar Aslında bu motorsikletlerle ilgili çok konu var yazılacak ama sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Kendinize iyi bakın. Hayırlı Pazarla… B.GÜNEŞ

oToBüS MaCeRaLaRı 8

Hayırlı Cumartesiler Gününüz Aydın OLsun

Maceraya Devam……

Benim çalışma günü olarak haftasonu hafta içi gibi bir ayrımım olmadığı için bugünde işe gitmek için evden çıktım ve ilk aktarma toplu taşıma durağına gittim. Bugün toplu taşımamız bizi bekletmedi zamanında geldi durağa…. KArtları okuttuk otobüs fazla kalablık değil ve çok sessizdi…. yine otobüsün arka tarafına geçtim filim karesini izler gibi otobüstekileri izledim. herkesin kafaları aşağıda teknolojiyi en son safhasına kadar kullanıyorlar yada kullanmaya çalışıyorlar yada zannediyorlar yada kullanmıyorlar gibi bişey arasındalar… otobüs duraktan durağa geçiyor binen var inen yok hiç kimsenin duraktan durağa geldiğinden haberi yok başlar aşağıda…… böyle sessiz sedası ikinci aktarmaya kadar geldik. ikinci aktarma durağında benden önce gelmiş bir amca 50-55 yaşlarında onun arkasında ben , diğerleride durağa yığıldı. Otobüs durağa geldi ön kapıyı açtı ilk binen amca oldu biner binmez kartını okutmadan şöyle bir otobüsün içine baktı kimse yok in cin top koşturuyor. Amcada Mutlu bir bakış otobüs benim dercesine kartını okuttu ilerlemeye başladı. Ardından bende okuttum amcanın ilerlemesini bekliyorum… O nasıl bir sevinme, nasıl bir sahiplenme anlam koymak imkansız ve bu duygularla 55 lik amcamıztüm koltuklara bakarak seyrederek yavaş yavaş ilerliyor. Bu yavaş ilerleme aklıma Ahmet Haşim’in Merdiven şiirini getirdi.

ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

sular sarardı yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Ben bu şiiri düşünürken 55 lik amcamız otobüsün ortasına geldi bir koltuğa oturdu ama beğenmedi sanırım.. oturması ile kalkması bir oldu o anda bir çarpışmaya mahal verecekti ki ben durmasam. bu çarpışma durumunun yaşanmasından sonra saniyelik arka tarafa baktığımda otobüs akın akın doluyor arkamız kuyruk olmuş amcamızı bekliyoruz. neyse tekrar yavas adımlarla koltukları seçe sece otobüsün körük kısmında bulunan en arka koltuğa geçti. Mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu .. Acaba daha öncesinden otobüse nasıl biniyordu hep ayakta mı kaldı dolu otobüsemi denk geldi. ondan mıdır bu mutluluk bilinmez ama….. Be amca otobüs boş, koltuklar aynı birine otur ki arkadan gelenlerde bir yerlere otursun…. Ama amcamız en sonda bulunan koltuğu beğenmişki oraya oturdu sonrası bir durak sonra indi kat edilen yol 750 metre…. Amcamıza Rabbim sağlıklı uzun ömür versin ama bu kısa mesafeli yerde otobüs değilde yürüyerek gitse daha sağlıklı olacak. Maceramız bugünlük bu kadar. Allah’a emanet .