Kaldırım Taşları 1

Merhaba Hayırlı Pazarlar. Yeni maceralar farklı yaşantılar farklı konu serisine merhaba diyelim… Evet arkadaşlar Bu seri ile otobüs maceraları son mu acaba derseniz hayır son değil. Otobüs macerası biter mi hiç :)… Ama uzun zamandır gözlemlediğim ve bunuda yazmalıyım dediğim konu Kaldırım…. Evet herkesin hemen hemen hergün kullandığı kaldırımlarda hayat nasıl gidiyor, davranışlar nasıl, kime göre gibi konuları ele alacağım. Paylaşacağım konuları yada yaşantıları hepimiz yaşamışızdır.

Konumuza girmeden önce Necip Fazıl Kısakürekten KALDIRIMLAR şiirinide paylaşmak istedim.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; 
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; 
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; 
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor; 
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; 
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; 
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; 
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; 
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! 
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; 
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! 
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; 
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; 
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! 
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; 
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; 
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; 
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! 
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…Necip Fazıl Kısakürek

Gelelim Kaldırım konusuna; Kaldırım,
“sokak ve caddelerin iki yanında, yayaların yürümesi için yapılan, hafif yüksekçe yol, yaya kaldırımı”

Tanımını yapmak istedim. Neden mi derseniz yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yerdir. Bu kaldırımlar genişlik olarakda benzersizdirler.. Bazısı var geniş bir alandan başlayıp sona doğru yada orta kısmına doğru daralıp tekrar genişleyen, kimi kaldırım mayın tarlası gibi acaba hangi taşa bassamda altından su fışkırtmasın, kimi kaldırım var bulmaca gibi eşleştirme yapılabiliniyor gibi. 🙂 Bu kaldırımlar böyle olmasaydı kaldırım hayatında heyecan olurmuydu acaba :). Dediğim gibi kaldırımları yürüyebilen canlıların ulaşım için kullandıkları yer Ama günümüzde motorlu taşıtlarda kullanıyor. encokta motorsiklet binicileri. hele hele ki herkesin rahatca alabildiği ehliyetsiz kullanabildiği elektrikli motorsikletler. Bunlar avına sinsice yaklaşan geldiğini belli etmeyen aslanlar gibi. sessiz çalışırlar geldiğini gittiğini bilemezsin. kornada çalmazlar genelde…. Korna çalma zamanları ya çarptıklarında yada önüne geçmişsindir seni geçer sana bakar korna çalar ağzım yorulmasın dediğimi kornamdan anla gibi….

Bugünde böyle bir olayla karşılaştım… 75 toplu taşımadan indim ve mesaime başlamak için yürümeyi tercih ettim. 2. aktarmaya binmedim. Benzersiz kaldırmda yürümeye başladım. Neyse kaldırım kalabalık, araçların kullandığı yolda hafta sonu olduğu için sakin. sadece ara ara toplu taşımalar dolmuşlar kullanıyor yani iki araç geçme süresi içersinde halay çekebileceğiniz bir yol sakinliği. Trafik ışıklarına geldik yayaların geçmesi için yeşil ışık yanmasını beklerken bir önümde bulunan iki gencin yanından bir mermi sesi gibi civvv diye elektrikli motor geçti. Ben geçen motora bakarken gençlerin yerden poşetlerini topladığını gördüm. Acaba yanlış yerde mi duruyoruz diye baktım ama değil biz yayalar için ayrılmış bölümdeyiz. YA bu gençlere çarpsaydı bu gençler yola savrulsaydı, araba gelip gençlere dokunsaydı.. Evet dokunsaydı diyorum daha ilerisini söylemek istemedim…. Neden bu kaldırımı kullandı acaba bu sessiz sedasız motorsikletli arkadaşımız. acaba araç yolunun sessizliğini bozmak mı istemedi. Ama bunu trafikte ses varkende yapıyorlar…. Durumundan belli acelesi vardı birşeyler yetiştirmeye çalışıyordu. Kardeşim git araç yolundan yetiştir ne yaya yolunu kullanıyon… Belanı Yayadan Bulma :)… Benden bugünlük bu kadar Aslında bu motorsikletlerle ilgili çok konu var yazılacak ama sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Kendinize iyi bakın. Hayırlı Pazarla… B.GÜNEŞ

Reklamlar

Tan Yeri Ağarırken 2

Merhabalar Hayırlı Cumalar Bugün kü maceramız sitemi takip eden takipçilerimden Saliha A. Hanımdan… Başlık olarak Tan Yeri ağarırken başlığının 2. serisi olarak kullanmak istedim. evet gelelim hikayemize, Söz Saliha Hanımda;

Selamun Aleykum.
Değerli okuyucularım.Öncelikle,geçen seferki maceramı okuyan bir yakınım,çok beğenmiş.Fakat bana bir uyarıda bulundu.Eğer imla kurallarına dikkat edersem,yazdıklarımın dahada güzel olacağını söyledi.Bu göstermiş olduğu hassasiyet için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.(Ayrıca beğendiği içinde)Ufak tefek hatalarım olursa da olacak o kadar diyelim.
Dün sabahın ilk ışıklarıyla yine düştüm.yollara.Durağa gelirken bu kez icim de korku olmadan geldim.Son günlerde sokak köpeklerini göremiyordum.Korkmadan tedirginlik hissetmeden geldim durağa.Durağa ilk gelen hat 557 nolu hat olunca ona bindim.Otobüsün icinde benimle birlikte 4 bayandık.(şoför hariç 😊).En öndeki tekli koltukta elinde baston tipinde şemsiyesiyle oturan bir teyze boş olan koltuklara bakındı.Anlaşılan koltuğumuzu beğenmedik.Şoför mahallindeki tarafta ikili koltuğu beğendi hanım teyzem hemen geçti.Neyse ki bir sıkıntı olmadan oturdu.Her duraktan çoğu öğrenci olan yolcular bindi.Bir süre sonra ineceğim durağa 2 durak kala kalktım.Arkaya ilerleyebilsem ilerleyemiyorum.Öğrenci kardeşlerimizin sırt çantalarından geçmek imkansız olsada zar zor arkaya ilerleyebildim. Burdan öğrenci kardeşlerime.Lütfen!..otobüse bindiğinizde çantalarınızı elinizde tutunuz. Onlarıda anlıyorum.Fakat sabahları yarım otobüs gün icinde büyük otobüslerin bir manken edasıyla duraklardan bomboş geçmeleri gerçekten sinir bozucu.Sabahları yoğunluğa rağmen yarım halk otobüsleri tüm insanlığa işkence olmuştur oncaa yıllar.Durağa geldim ve indim.Yokuştan aşağıya iki Gebze Harem dolmuşları yarışırcasına geliyorlar.İcinde yolcusu fazla olan dolmuş durağa ilk gelerek kazanmış olsada yarışı, kaybeden dolmuş boş koltuklarıyla biz yolcuları kazandı.Tam da önümde duran dolmuşa biniyorum.Bir hanım kızımız koltuk kapacak ya bana bir çarptı.Az kalsın dengemi kaybedecektim.Hay Allahım ya!..oturacak o kadar koltuk var dimi.Bu ne acelecilik.Neyse arka koltuğa dört bayan hint bülbülleri gibi dizildik.Hiç bir sıkıntı olmadan metro durağında indim.Yürüyen merdivenlerden aşağıya inince İstanbul kartımın boş olduğu aklıma geldi.Kart yükleme makinalarının yanına geldim.Ortadaki makinanın önü kalabalıktı.Diğerleri bomboş.Aman bu teyzelerde bir alem.Bir hamleyle diğer makinadan kartıma yüklemeyi başardım.Turnikelerden geçip metro hattına daha da aşağıya indim.Metro maceram yine bom boş koltuklarıyla bir sonraki durağa kadar vagonlarda bir baştan diğer başa yürüyenler gerçekten komikler.Durağa gelince az önce yanından geçtiği koltuğa bir hışımla oturmaları yok mu?.Gerçekten komik bir durum.Anlaşılan bu kardeşlerimiz sabah sporlarını evlerinde yürüme bandı olmadığı icin metroyu seçiyorlar.🤣
Benim yazdıklarımı sıkılmadan okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum.Bir başka günlerde buluşmak dileğiyle. Allaha emanet olun. Saliha A.

Paylaşımları için Saliha Hanıma Tesekkürler