OtobüS mACERALARı 12

Merhaba Arkadaşlar; hayırlı pazartesiler haftanın ilk gününün güzel geçmesi dilekleriyle sohbetimize maceralarımıza devam… Bayağıdır Otobüs maceralarına ara vermiştik. Bugünde karşılaştığım bir olayı paylaşmam lazım dedim, yorumlar sizin…. Biliyorsunuz ki çoğumuz için pazartesi sendromu yada güzel biten bir haftasonunun ardından tekrar pazartesiye başlamak insanda bir burukluğa düşük bir enerjiye sebebiyet verebiliyor. kimi okula gidiyor, kimi ekmeğini kazanmak için mesaiye başlıyor, kimi çocuklarını okula götürüyor, kimi de balkonda kahvaltısını yaparken durakta haftanın ilk gününün startını yapan insanları seyrediyor.Bugün de öyle bir günle başladık haftanın ilk gününe… Beni sorarsanız nasıl başladınız diye; benim için hergün aynı çünkü haftasonu tatilim yok 🙂 🙂 haftasonum yok,, vuuuu benim için haftanın 7 günü haftaiçi, süpermiş…. Neyse işe gitmek için ilk aktarm durağına geldim. İnsanlar zombi gibi uykulu haftasonun vermiş olduğu dinlenme yorgunluğu gözlerde okunuyor. Bu zombi bekleyişi olurken ilk aktarmamız 75 numara ufukta gözüktü salına salına geliyor. Sanki 75 numarada p.tesiye başlamak istemiyormuş gibi geliyor… Araca ilk binme yarışı p.tesi günleri daha yoğun oluyor. boş bir koltuk bulursak oturup uyuruz diye. genelde bulunmuyor ama bugün 2 kişilik vardı koltuğa ilk varan kazandı…. Ben yine en arka bölüme geçtim ayaktayım….Araç bizi aldığı duraktan hareket etti. durak durak yolcu indirip bindiriyor ve çoğu yolcuda bir hareketsizlik bir sıkkınlık ve p.tesiye başlamama duyguları içinde 75 numaralı otobüsümüzün götürdüğü yere doğru gidiyoruz. ama öyle biri var ki diğer yolculardan çok farklı kendisini diğerlerinden soyutlamış. sanki bir kapalı odada; tek kendisi, telefonu ve kulaklığı. Kardeşimiz kendini p.tesiden, yolculardan ve otobüsden soyutlamış gibi ama bu soyutlama çevresinin evet bu genç var bugün p.tesi olmuşta ne olmuş dercesine baktırıyordu…. Acaba bu neydi herkes mahmur gözlerle istek ve arzuları evde biraz daha kal dercesine, zoraki güne başlamışcasına yolculuk ederken bu genç neden böyleydi. Acaba sıkıntısı mı vardı yok güne gülücük saçarak başla ifadesini yanlış mı anladı… Bilinmez ama bu kardeşimiz; bir arabanın kornasının sesinin duyulurcasına kahkaha atarak gülüyordu 😀 :D.. Sabah Sabah Cep telefonunda ne izliyorsa artık kahkaha atarak ; otobüsün en arkasındaki de gülüşümü duysun dercesine , önde bizi sollayan araca korna yetmez benim gülüşümle ikaz ederim dercesine, yanında oturan amcanın evde uyuduğun yeter uyan artık dercesine, otobüsün içini kahkahaya boğdu ve insanları kendisine bakmasını sağladı. Bu kahkahalar toplamaya 2 durak kalana kadar devam etti. Demem şu ki arkadaşım helal herkesin üzerindeki başlamamış iş yorgunluğunu attın. ve diyorum ki Pazartesi Merhaba hoş geldin. Ben müsade istiyorum kendinize iyi bakın güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile…

Reklamlar

OTOBÜS maceraları 11

Merhaba Arkadaşlar gününüz huzurlu ve bereketli geçsin inş.
Bir haftaya yakın yazmıyordum işlerin yoğunluğundan dolayı… Yine buradayım ve yine maceraya devam…. yine günlük gözlemlerimle paylaşımlara devam…. Neden otobüs maceraları derseniz aynı askerlik anıları gibi otobüs yaşantısı da olmazsa olmaz dedim :).. bir çok insanla karşılaşıyoruz, birçok insan davranışlarını gözlemleyebiliyorsunuz. İnsanların sabahın ilk ışıklarıyla son ışıkları arasında başlangıç ve bitişi olarak kullandığı yer toplu taşımalar. Kimi mutlu bir şekilde uykusunu almış olarak durakta bekleyip maceraya başlıyor kimi uykusuz gözlerle esneye esneye nereye geldim dercesine durakta toplu taşıma vasıtasını bekliyor, kimi evden uzak olayım maceraya atılayım dercesine başlangıca doğru ilerlemek için bekliyor. Hepsinin Ortak gayesi yada hepimizin ortak gayesi belli start verdiğimiz sabahın ilk gününe başlamak.

Evet yine her zamanki gibi bugün yine ilk aktarma olan 75 numaralı toplu taşımaya binmek için durağa geldim ve bugün 75 numaramız tam saatinde geldi. Herkes bi birbirine baktı içinden vuuu dercesine :)…. otobüse bindik ve bir farklılık var dı yada bana öyle geldi otobüs çok sessiz ve herkes koltuklarda oturuyor… sadece ben ayakta gidiyorum tek bana yer kalmamış :). Kimi uyuyor uyurken otobüs camına kafasını yaslamış nefes alış verişi camı buğuluyor kimi kafasını yere dikmiş otobüsün sallanmasına ayak uydurarak bir rock konserinde gibi başlar sallanıyor…. bindiğim duraktan sonra ikinci durağa geldiğimizde otobüs durdu bir adet yolcuyu içeriye aldı. ama yolcu arabaya nasıl bindi bende anlamadım adım atarken bir serselendi ön kapının turnike koluna tutuldu düşmekten kurtuldu. kartını okutmak için çantasında biniş kartını aramaya başladı ama nafile bulamadı bir sonraki durağa kadar. Durağa geldiğinde otobüs bir sert frenle durdu o anda kartını bulamayan yolcu elinden kartını düşürdü. meğer kart elindeymiş 🙂 bir şey olmamış gibi kartını alıp okuttu. boş bir yer arar gibi otobüsün içinde ilerlerken ben bulamadım ama bakalım bulabilecek mi derken otobüsün ortasında bulunan ve otobüsün arka tarafına bakan koltuğa oturdu, oturur oturmaz bir ses geldi “ne yapıyorsun be”…. halinden anlaşıldığı üzere kardeşimiz uyanamamış uykulu gözlerle otobüse binme fiiliyatında bulunmuş ve aklıma o anda Mazhar Fuat Özkan’ın şarkısı geldi  UYKULU GÖZLERLE

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Yeniden başlasam bu sefer korkmadan
Koklayıp birbirimizi çöpe atmadan
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından
ALINTI. M.F.Ö

Ben buşarkıyı düşünürken. Uykulu kardeşimiz arkaya doğru ilerlerken şöforun yapmış olduğu ani fren davranışı ile tutunacak dal aradı amma velakin fakat dalı bulamadı orta kapıya yaslandı…..

Demem şu ki erken yatalım erken kalkalım uykumuzu alalım sabaha kadar çocuk mu sallıyonuz demek istiyorum ama günümüz şartlarında erken yatmak zor. Çünki çevre ve teknoloji olarak uykumuzun önüne geçen çok uyarıcı var… ….. Bugünde Maceramızın sonuna geldik. dinlediğiniz için teşekkürler umarım sıkmadım. Kendinize iyi bakın iyi davranın gülün konuşun , öncelikle Merhaba diyin. Bir sonraki macerada görüşmek Üzere esen kalın 🙂 B.Güneş